NS Cuz 2- Beş Vakit Salât
Nüzul Sırasına Göre 2. Cüz: 5 Vakit Namaz Dağılımı ve Mealleri
Kur'an-ı Kerim'in nüzul sırasına göre (Abese - Sad arası) bölümünü gün içindeki 17 farz rekatına paylaştırdık. Not: Her rekatın başında öncelikle Fatiha Suresi okunmalıdır.
Her Rekatın Başlangıcı: Fatiha Suresi
Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah'ın adıyla.
Tüm övgüler alemlerin Rabbi Allah'adır.
O sonsuz şefkat ve merhamet sahibidir.
Hesap gününün tek hakimidir.
Biz yalnızca sana ibadet eder ve yalnızca senden yardım dileriz.
Bizi dosdoğru yola ilet.
Kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna.
Gazaba uğrayanların ve sapkınlığa düşenlerin yoluna değil.
1. Sabah Salatı (Fecr) - 2 Rekat
1. Rekat: Abese Suresi
Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah'ın adıyla.
Yüzünü ekşitti ve sırtını döndü. O görme engelli yanına geldi diye. Ne bilirsin, belki de o arınacaktı. Yahut öğüt alacak ve bu öğüt ona fayda sağlayacaktı.
Kendini her şeye yeterli görene gelince. Sen ona yöneliyorsun. Oysa onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelene gelince. Ki o içi titreyerek saygı duyarken. Sen ona aldırış etmiyorsun.
Hayır, bu kesinlikle bir öğüttür. Dileyen ondan öğüt alır. O çok değerli sayfalardadır. Yüceltilmiş ve tertemiz kılınmış. Elçilerin elleriyle yazılmış. Değerli ve erdemli elçilerin.
Kahrolası insan, ne kadar da nankördür. O'nu hangi şeyden yarattı? Bir damla sudan yarattı ve ona bir ölçü belirledi. Sonra ona yolu kolaylaştırdı. Sonra onu öldürdü ve kabre koydu. Sonra dilediği zaman onu tekrar diriltecektir. Hayır, o henüz Allah'ın emrettiğini tam olarak yerine getirmedi.
İnsan bir de yediği yemeğe baksın. Biz o suyu bol bol indirdik. Sonra toprağı yardıkça yardık. Orada taneler bitirdik. Üzümler ve yoncalar. Zeytinler ve hurmalar. Sık ağaçlı bahçeler. Meyveler ve meralar. Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için.
O kulakları sağır eden ses geldiğinde. O gün kişi kardeşinden kaçar. Annesinden ve babasından. Eşinden ve çocuklarından. O gün onlardan her birinin kendine yetecek bir derdi vardır.
O gün pırıl pırıl parlayan yüzler vardır. Gülen ve sevinen. Ve o gün üzeri tozlanmış yüzler de vardır. Onları karanlık bir is kaplamıştır. İşte onlar gerçeği inkar edenler ve günaha batanlardır.
Yüzünü ekşitti ve sırtını döndü. O görme engelli yanına geldi diye. Ne bilirsin, belki de o arınacaktı. Yahut öğüt alacak ve bu öğüt ona fayda sağlayacaktı.
Kendini her şeye yeterli görene gelince. Sen ona yöneliyorsun. Oysa onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelene gelince. Ki o içi titreyerek saygı duyarken. Sen ona aldırış etmiyorsun.
Hayır, bu kesinlikle bir öğüttür. Dileyen ondan öğüt alır. O çok değerli sayfalardadır. Yüceltilmiş ve tertemiz kılınmış. Elçilerin elleriyle yazılmış. Değerli ve erdemli elçilerin.
Kahrolası insan, ne kadar da nankördür. O'nu hangi şeyden yarattı? Bir damla sudan yarattı ve ona bir ölçü belirledi. Sonra ona yolu kolaylaştırdı. Sonra onu öldürdü ve kabre koydu. Sonra dilediği zaman onu tekrar diriltecektir. Hayır, o henüz Allah'ın emrettiğini tam olarak yerine getirmedi.
İnsan bir de yediği yemeğe baksın. Biz o suyu bol bol indirdik. Sonra toprağı yardıkça yardık. Orada taneler bitirdik. Üzümler ve yoncalar. Zeytinler ve hurmalar. Sık ağaçlı bahçeler. Meyveler ve meralar. Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için.
O kulakları sağır eden ses geldiğinde. O gün kişi kardeşinden kaçar. Annesinden ve babasından. Eşinden ve çocuklarından. O gün onlardan her birinin kendine yetecek bir derdi vardır.
O gün pırıl pırıl parlayan yüzler vardır. Gülen ve sevinen. Ve o gün üzeri tozlanmış yüzler de vardır. Onları karanlık bir is kaplamıştır. İşte onlar gerçeği inkar edenler ve günaha batanlardır.
2. Rekat: Kadir ve Şems Sureleri
Kadir Suresi:
Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah'ın adıyla.
Biz onu Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen nereden bileceksin? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh o gece Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler. O gece tan yeri ağarana kadar tam bir esenliktir.
Şems Suresi:
Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah'ın adıyla.
Güneşe ve onun aydınlığına andolsun. Onu izlediğinde aya andolsun. Onu açığa çıkardığında gündüze andolsun. Onu örttüğünde geceye andolsun. Göğe ve onu bina edene andolsun. Yere ve onu yayıp döşeyene andolsun. İnsanın özüne ve ona düzen verene andolsun. Sonra da ona kötülüğünü ve sorumluluk bilincini ilham edene andolsun. Özünü arındıran kesinlikle kurtuluşa ermiştir. Onu karanlıklara gömen ise kesinlikle hüsrana uğramıştır. Semud kavmi azgınlığı yüzünden gerçeği yalanladı. İçlerinden en bedbaht olanı öne atıldığında. Allah'ın rasulü onlara dedi ki, Allah'ın devesine ve onun su içme hakkına dokunmayın. Fakat onlar onu yalanladılar ve deveyi kestiler. Bunun üzerine Rableri günahları yüzünden onların kökünü kazıdı ve orayı yerle bir etti. O, bu işin sonundan asla korkmaz.
Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah'ın adıyla.
Biz onu Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen nereden bileceksin? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh o gece Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler. O gece tan yeri ağarana kadar tam bir esenliktir.
Şems Suresi:
Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah'ın adıyla.
Güneşe ve onun aydınlığına andolsun. Onu izlediğinde aya andolsun. Onu açığa çıkardığında gündüze andolsun. Onu örttüğünde geceye andolsun. Göğe ve onu bina edene andolsun. Yere ve onu yayıp döşeyene andolsun. İnsanın özüne ve ona düzen verene andolsun. Sonra da ona kötülüğünü ve sorumluluk bilincini ilham edene andolsun. Özünü arındıran kesinlikle kurtuluşa ermiştir. Onu karanlıklara gömen ise kesinlikle hüsrana uğramıştır. Semud kavmi azgınlığı yüzünden gerçeği yalanladı. İçlerinden en bedbaht olanı öne atıldığında. Allah'ın rasulü onlara dedi ki, Allah'ın devesine ve onun su içme hakkına dokunmayın. Fakat onlar onu yalanladılar ve deveyi kestiler. Bunun üzerine Rableri günahları yüzünden onların kökünü kazıdı ve orayı yerle bir etti. O, bu işin sonundan asla korkmaz.
2. Öğle Salatı (Dhur) - 4 Rekat
1. Rekat: Büruc Suresi
Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah'ın adıyla.
Burçlarla dolu göğe andolsun. Söz verilen o güne andolsun. Şahitlik edene ve şahitlik edilene andolsun. Kahroldu o hendek sahipleri. Tutuşturulmuş o ateşin sahipleri. Hani onlar o ateşin çevresinde oturmuşlardı. Ve inananlara yaptıklarını zevkle seyrediyorlardı. Onlardan intikam almalarının tek sebebi, sonsuz güç sahibi ve övülmeye layık olan Allah'a inanmalarıydı. O Allah ki, göklerin ve yerin egemenliği O'nundur. Allah her şeye şahittir.
İnanan erkeklere ve inanan kadınlara işkence edip sonra da tövbe etmeyenler için cehennem azabı vardır. Ve onlar için yakıcı bir azap vardır. İnanan ve erdemli davranışlarda bulunanlar için ise altından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte bu en büyük kurtuluştur. Kesinlikle senin Rabbinin yakalaması çok şiddetlidir. Yoktan var eden ve tekrar diriltecek olan O'dur. O çok bağışlayıcıdır, çok sevendir. Arşın sahibidir, yücedir. Dilediği her şeyi eksiksiz yapandır.
O orduların haberi sana gelmedi mi? Firavun ve Semud'un. Fakat gerçeği inkar edenler hala bir yalanlama içindedirler. Oysa Allah onları arkalarından kuşatmıştır. Hayır, o çok yüce bir Kur'an'dır. Korunmuş bir levhadadır.
Burçlarla dolu göğe andolsun. Söz verilen o güne andolsun. Şahitlik edene ve şahitlik edilene andolsun. Kahroldu o hendek sahipleri. Tutuşturulmuş o ateşin sahipleri. Hani onlar o ateşin çevresinde oturmuşlardı. Ve inananlara yaptıklarını zevkle seyrediyorlardı. Onlardan intikam almalarının tek sebebi, sonsuz güç sahibi ve övülmeye layık olan Allah'a inanmalarıydı. O Allah ki, göklerin ve yerin egemenliği O'nundur. Allah her şeye şahittir.
İnanan erkeklere ve inanan kadınlara işkence edip sonra da tövbe etmeyenler için cehennem azabı vardır. Ve onlar için yakıcı bir azap vardır. İnanan ve erdemli davranışlarda bulunanlar için ise altından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte bu en büyük kurtuluştur. Kesinlikle senin Rabbinin yakalaması çok şiddetlidir. Yoktan var eden ve tekrar diriltecek olan O'dur. O çok bağışlayıcıdır, çok sevendir. Arşın sahibidir, yücedir. Dilediği her şeyi eksiksiz yapandır.
O orduların haberi sana gelmedi mi? Firavun ve Semud'un. Fakat gerçeği inkar edenler hala bir yalanlama içindedirler. Oysa Allah onları arkalarından kuşatmıştır. Hayır, o çok yüce bir Kur'an'dır. Korunmuş bir levhadadır.
2. Rekat: Tin ve Kureyş Sureleri
Tin Suresi:
Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah'ın adıyla.
İncire ve zeytine andolsun. Sina dağına andolsun. Ve bu güvenli şehre andolsun. Biz insanı en güzel biçimde yarattık. Sonra onu aşağıların en aşağısına çevirdik. Ancak inananlar ve erdemli davranışlarda bulunanlar hariç. Onlar için kesintisiz bir ödül vardır. Öyleyse bundan sonra sana hesap gününü yalanlatan nedir? Allah hüküm verenlerin en adili değil midir?
Kureyş Suresi:
Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah'ın adıyla.
Kureyş'in güvenliğini ve bütünlüğünü sağlamak için. Kış ve yaz yolculuklarında onların güvenliğini sağlamak için. Öyleyse onlar bu Ev'in Rabbine ibadet etsinler. Ki O onları açlıktan kurtarıp doyurdu. Ve onları her türlü korkudan güvene kavuşturdu.
Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah'ın adıyla.
İncire ve zeytine andolsun. Sina dağına andolsun. Ve bu güvenli şehre andolsun. Biz insanı en güzel biçimde yarattık. Sonra onu aşağıların en aşağısına çevirdik. Ancak inananlar ve erdemli davranışlarda bulunanlar hariç. Onlar için kesintisiz bir ödül vardır. Öyleyse bundan sonra sana hesap gününü yalanlatan nedir? Allah hüküm verenlerin en adili değil midir?
Kureyş Suresi:
Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah'ın adıyla.
Kureyş'in güvenliğini ve bütünlüğünü sağlamak için. Kış ve yaz yolculuklarında onların güvenliğini sağlamak için. Öyleyse onlar bu Ev'in Rabbine ibadet etsinler. Ki O onları açlıktan kurtarıp doyurdu. Ve onları her türlü korkudan güvene kavuşturdu.
3. Rekat: Karia Suresi
Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah'ın adıyla.
O sarsıp çarpan felaket. Nedir o sarsıp çarpan felaket? O sarsıp çarpan felaketin ne olduğunu sen nereden bileceksin? O gün insanlar etrafa saçılmış pervaneler gibi olurlar. Ve dağlar atılmış renkli yünler gibi olur. O gün kimin tartıları ağır gelirse. Artık o hoşnut olacağı bir hayattadır. Fakat kimin de tartıları hafif gelirse. Onun kucak açıp sığınacağı yer Haviyedir. Onun ne olduğunu sen nereden bileceksin? O kızgın bir ateştir.
O sarsıp çarpan felaket. Nedir o sarsıp çarpan felaket? O sarsıp çarpan felaketin ne olduğunu sen nereden bileceksin? O gün insanlar etrafa saçılmış pervaneler gibi olurlar. Ve dağlar atılmış renkli yünler gibi olur. O gün kimin tartıları ağır gelirse. Artık o hoşnut olacağı bir hayattadır. Fakat kimin de tartıları hafif gelirse. Onun kucak açıp sığınacağı yer Haviyedir. Onun ne olduğunu sen nereden bileceksin? O kızgın bir ateştir.
4. Rekat: Kıyamet Suresi
Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah'ın adıyla.
Kıyamet gününe andolsun. Ve kendini kınayan nefse andolsun. İnsan onun kemiklerini asla bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor? Evet, bizim onun parmak uçlarını bile yeniden düzenlemeye gücümüz yeter. Fakat insan önündeki gelecekte de günah işlemeye devam etmek ister. O kıyamet günü ne zamanmış diye sorar.
Göz kamaşıp dikildiğinde. Ay karardığında. Güneş ve ay bir araya getirildiğinde. O gün insan kaçacak yer neresi der. Hayır, sığınılacak hiçbir yer yoktur. O gün varış yeri yalnızca Rabbinin huzurudur. O gün insana yapıp öne sürdükleri ve geride bıraktıkları haber verilir. Aslında insan kendi aleyhine bir şahittir. Türlü türlü mazeretler öne sürse bile.
Onu aceleyle almak için dilini hareket ettirme. Kesinlikle onu toplamak ve okutmak bize aittir. Biz onu okuduğumuz zaman sen onun okunuşunu takip et. Sonra onu açıklamak da kesinlikle bize aittir. Hayır, aslında siz bu peşin dünyayı seviyorsunuz. Ve ahireti bırakıyorsunuz.
O gün pırıl pırıl parlayan yüzler vardır. Rablerine bakarlar. Ve o gün asık yüzler de vardır. Bel kemiklerini kıracak bir felaketin başlarına geleceğini anlarlar. Hayır, can boğaza dayandığında. Ve kim kurtaracak dendiğinde. Ve o bunun kesin bir ayrılış olduğunu anladığında. Ve bacak bacağa dolaştığında. O gün sevk ediliş yalnızca Rabbinedir.
O ne doğruladı ne de salatı ikame etti. Aksine yalanladı ve sırt çevirdi. Sonra da çalım satarak kendi yandaşlarına gitti. Yazıklar olsun sana, yazıklar olsun. Sonra yine yazıklar olsun sana, yazıklar olsun. İnsan başıboş bırakılacağını mı sanıyor? O akıtılan meniden bir damla su değil miydi? Sonra bir tutunan bağ oldu, derken O, onu yarattı ve biçimlendirdi. Ondan da erkek ve dişi iki eş var etti. Peki O'nun ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?
Kıyamet gününe andolsun. Ve kendini kınayan nefse andolsun. İnsan onun kemiklerini asla bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor? Evet, bizim onun parmak uçlarını bile yeniden düzenlemeye gücümüz yeter. Fakat insan önündeki gelecekte de günah işlemeye devam etmek ister. O kıyamet günü ne zamanmış diye sorar.
Göz kamaşıp dikildiğinde. Ay karardığında. Güneş ve ay bir araya getirildiğinde. O gün insan kaçacak yer neresi der. Hayır, sığınılacak hiçbir yer yoktur. O gün varış yeri yalnızca Rabbinin huzurudur. O gün insana yapıp öne sürdükleri ve geride bıraktıkları haber verilir. Aslında insan kendi aleyhine bir şahittir. Türlü türlü mazeretler öne sürse bile.
Onu aceleyle almak için dilini hareket ettirme. Kesinlikle onu toplamak ve okutmak bize aittir. Biz onu okuduğumuz zaman sen onun okunuşunu takip et. Sonra onu açıklamak da kesinlikle bize aittir. Hayır, aslında siz bu peşin dünyayı seviyorsunuz. Ve ahireti bırakıyorsunuz.
O gün pırıl pırıl parlayan yüzler vardır. Rablerine bakarlar. Ve o gün asık yüzler de vardır. Bel kemiklerini kıracak bir felaketin başlarına geleceğini anlarlar. Hayır, can boğaza dayandığında. Ve kim kurtaracak dendiğinde. Ve o bunun kesin bir ayrılış olduğunu anladığında. Ve bacak bacağa dolaştığında. O gün sevk ediliş yalnızca Rabbinedir.
O ne doğruladı ne de salatı ikame etti. Aksine yalanladı ve sırt çevirdi. Sonra da çalım satarak kendi yandaşlarına gitti. Yazıklar olsun sana, yazıklar olsun. Sonra yine yazıklar olsun sana, yazıklar olsun. İnsan başıboş bırakılacağını mı sanıyor? O akıtılan meniden bir damla su değil miydi? Sonra bir tutunan bağ oldu, derken O, onu yarattı ve biçimlendirdi. Ondan da erkek ve dişi iki eş var etti. Peki O'nun ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?
3. İkindi Salatı (Asr) - 4 Rekat
1. Rekat: Hümeze Suresi
Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah'ın adıyla.
Arkadan çekiştirmeyi ve kusur aramayı alışkanlık edinen herkesin vay haline. O ki mal toplamış ve onu sayıp durmuştur. Malının kendisini ebedi kılacağını sanır. Hayır, o kesinlikle Hutame'ye atılacaktır. Hutame'nin ne olduğunu sen nereden bileceksin? O, Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir. Ki o tırmanıp yüreklere kadar işler. Kesinlikle o ateş onların üzerine kapatılacaktır. Uzatılmış sütunlar arasında.
Arkadan çekiştirmeyi ve kusur aramayı alışkanlık edinen herkesin vay haline. O ki mal toplamış ve onu sayıp durmuştur. Malının kendisini ebedi kılacağını sanır. Hayır, o kesinlikle Hutame'ye atılacaktır. Hutame'nin ne olduğunu sen nereden bileceksin? O, Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir. Ki o tırmanıp yüreklere kadar işler. Kesinlikle o ateş onların üzerine kapatılacaktır. Uzatılmış sütunlar arasında.
2. Rekat: Mürselat Suresi
Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah'ın adıyla.
Ardı ardına gönderilenlere andolsun. Şiddetle esip savuranlara. Yaydıkça yayanlara. Gerçekleri birbirinden kesin çizgilerle ayıranlara. Öğüt ve uyarı bırakanlara. Gerekçe bırakmamak veya uyarmak için. Kesinlikle size vaat edilen şey gerçekleşecektir.
Yıldızların ışığı söndürüldüğünde. Gökyüzü yarıldığında. Dağlar ufalanıp savrulduğunda. Ve rasullerin vakti geldiğinde. Bu hangi gün için ertelendi? Hüküm ve ayırım günü için. O ayırım gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin? O gün gerçeği yalanlayanların vay haline.
Biz öncekileri helak etmedik mi? Sonra geriden gelenleri de onların peşine takacağız. İşte biz suçlulara böyle yaparız. O gün gerçeği yalanlayanların vay haline.
Biz sizi zayıf bir sudan yaratmadık mı? Onu sağlam bir yere yerleştirdik. Bilinen bir süreye kadar. Biz buna güç yetirdik, biz ne güzel güç yetireniz. O gün gerçeği yalanlayanların vay haline.
Biz yeryüzünü bir toplanma yeri yapmadık mı? Diriler ve ölüler için. Orada sarsılmaz yüksek dağlar var ettik ve size tatlı bir su içirdik. O gün gerçeği yalanlayanların vay haline.
Yalanlayıp durduğunuz o şeye doğru gidin. Üç kollu bir gölgeye gidin. O gölge ne serinletir ne de alevden korur. O ateş saray gibi dev kıvılcımlar saçar. Sanki sarı sarı halatlar gibidir. O gün gerçeği yalanlayanların vay haline.
Bu onların konuşamayacakları bir gündür. Mazeret ileri sürmeleri için onlara izin de verilmez. O gün gerçeği yalanlayanların vay haline. Bu ayırım günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya topladık. Eğer bir tuzağınız varsa bana kurun. O gün gerçeği yalanlayanların vay haline.
Sorumluluk bilinciyle davrananlar ise gölgeler ve pınarlar arasındadır. Canlarının çektiği meyveler içindedirler. Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin ve için. Kesinlikle biz iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz. O gün gerçeği yalanlayanların vay haline.
Yiyin ve biraz faydalanın, kesinlikle siz suçlularsınız. O gün gerçeği yalanlayanların vay haline. Onlara rüku edin denildiğinde rüku etmezler. O gün gerçeği yalanlayanların vay haline. Artık bundan sonra hangi söze inanacaklar?
Ardı ardına gönderilenlere andolsun. Şiddetle esip savuranlara. Yaydıkça yayanlara. Gerçekleri birbirinden kesin çizgilerle ayıranlara. Öğüt ve uyarı bırakanlara. Gerekçe bırakmamak veya uyarmak için. Kesinlikle size vaat edilen şey gerçekleşecektir.
Yıldızların ışığı söndürüldüğünde. Gökyüzü yarıldığında. Dağlar ufalanıp savrulduğunda. Ve rasullerin vakti geldiğinde. Bu hangi gün için ertelendi? Hüküm ve ayırım günü için. O ayırım gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin? O gün gerçeği yalanlayanların vay haline.
Biz öncekileri helak etmedik mi? Sonra geriden gelenleri de onların peşine takacağız. İşte biz suçlulara böyle yaparız. O gün gerçeği yalanlayanların vay haline.
Biz sizi zayıf bir sudan yaratmadık mı? Onu sağlam bir yere yerleştirdik. Bilinen bir süreye kadar. Biz buna güç yetirdik, biz ne güzel güç yetireniz. O gün gerçeği yalanlayanların vay haline.
Biz yeryüzünü bir toplanma yeri yapmadık mı? Diriler ve ölüler için. Orada sarsılmaz yüksek dağlar var ettik ve size tatlı bir su içirdik. O gün gerçeği yalanlayanların vay haline.
Yalanlayıp durduğunuz o şeye doğru gidin. Üç kollu bir gölgeye gidin. O gölge ne serinletir ne de alevden korur. O ateş saray gibi dev kıvılcımlar saçar. Sanki sarı sarı halatlar gibidir. O gün gerçeği yalanlayanların vay haline.
Bu onların konuşamayacakları bir gündür. Mazeret ileri sürmeleri için onlara izin de verilmez. O gün gerçeği yalanlayanların vay haline. Bu ayırım günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya topladık. Eğer bir tuzağınız varsa bana kurun. O gün gerçeği yalanlayanların vay haline.
Sorumluluk bilinciyle davrananlar ise gölgeler ve pınarlar arasındadır. Canlarının çektiği meyveler içindedirler. Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin ve için. Kesinlikle biz iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz. O gün gerçeği yalanlayanların vay haline.
Yiyin ve biraz faydalanın, kesinlikle siz suçlularsınız. O gün gerçeği yalanlayanların vay haline. Onlara rüku edin denildiğinde rüku etmezler. O gün gerçeği yalanlayanların vay haline. Artık bundan sonra hangi söze inanacaklar?
3. Rekat: Kaf Suresi (İlk Bölüm)
Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah'ın adıyla.
Kaf. Çok yüce olan Kur'an'a andolsun. İçlerinden bir uyarıcının gelmesine şaşırdılar da o gerçeği inkar edenler bu ne tuhaf bir şey dediler. Biz öldükten ve toprak olduktan sonra mı dirileceğiz? Bu çok uzak bir dönüştür. Toprağın onlardan neleri eksilttiğini biz kesinlikle biliriz. Bizim yanımızda her şeyi koruyan bir kitap vardır. Hayır, gerçek onlara geldiğinde yalanladılar. Şimdi onlar ne yapacaklarını şaşırmış bir haldedirler.
Üzerlerindeki göğe bakmıyorlar mı? Onu nasıl bina ettik ve süsledik. Onda hiçbir çatlak yoktur. Yeryüzünü de yaydık ve oraya sağlam dağlar yerleştirdik. Orada her güzel çiftten bitkiler yetiştirdik. İçtenlikle Rabbine yönelen her kula bir öğüt ve hatırlatma olsun diye.
Gökten bereketli bir su indirdik. Onunla bahçeler ve biçilecek taneler bitirdik. Tomurcukları üst üste dizilmiş yüksek hurma ağaçları yetiştirdik. Kullara rızık olsun diye. Ve o suyla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte kabirden çıkış da böyledir.
Onlardan önce Nuh kavmi, Ress halkı ve Semud da yalanladı. Ad, Firavun ve Lut'un kardeşleri de. Eyke halkı ve Tubba kavmi de. Hepsi rasulleri yalanladı ve sonunda tehdidim gerçekleşti. İlk yaratmada aciz mi kaldık? Hayır, onlar yeniden yaratılma konusunda şüphe içindedirler.
İnsanı biz yarattık ve nefsinin ona ne fısıldadığını biz biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız. Sağında ve solunda oturan iki kaydedici melek vardır. Ağzından çıkan her sözü gözetleyen ve anında kaydeden biri mutlaka vardır.
Kaf. Çok yüce olan Kur'an'a andolsun. İçlerinden bir uyarıcının gelmesine şaşırdılar da o gerçeği inkar edenler bu ne tuhaf bir şey dediler. Biz öldükten ve toprak olduktan sonra mı dirileceğiz? Bu çok uzak bir dönüştür. Toprağın onlardan neleri eksilttiğini biz kesinlikle biliriz. Bizim yanımızda her şeyi koruyan bir kitap vardır. Hayır, gerçek onlara geldiğinde yalanladılar. Şimdi onlar ne yapacaklarını şaşırmış bir haldedirler.
Üzerlerindeki göğe bakmıyorlar mı? Onu nasıl bina ettik ve süsledik. Onda hiçbir çatlak yoktur. Yeryüzünü de yaydık ve oraya sağlam dağlar yerleştirdik. Orada her güzel çiftten bitkiler yetiştirdik. İçtenlikle Rabbine yönelen her kula bir öğüt ve hatırlatma olsun diye.
Gökten bereketli bir su indirdik. Onunla bahçeler ve biçilecek taneler bitirdik. Tomurcukları üst üste dizilmiş yüksek hurma ağaçları yetiştirdik. Kullara rızık olsun diye. Ve o suyla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte kabirden çıkış da böyledir.
Onlardan önce Nuh kavmi, Ress halkı ve Semud da yalanladı. Ad, Firavun ve Lut'un kardeşleri de. Eyke halkı ve Tubba kavmi de. Hepsi rasulleri yalanladı ve sonunda tehdidim gerçekleşti. İlk yaratmada aciz mi kaldık? Hayır, onlar yeniden yaratılma konusunda şüphe içindedirler.
İnsanı biz yarattık ve nefsinin ona ne fısıldadığını biz biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız. Sağında ve solunda oturan iki kaydedici melek vardır. Ağzından çıkan her sözü gözetleyen ve anında kaydeden biri mutlaka vardır.
4. Rekat: Kaf Suresi (Son Bölüm)
Ölüm sarhoşluğu gerçeği getirdiğinde işte bu senin kaçıp durduğun şeydir denir. Sura üflenir, işte bu tehdidin gerçekleşeceği gündür. Herkes yanında bir sürücü ve bir şahitle birlikte gelir. Sen bundan gaflet içindeydin, şimdi perdeni kaldırdık, bugün gözün çok keskindir.
Yanındaki arkadaşı der ki, işte yanımdaki hazır. Atın cehenneme atın her inatçı inkarcıyı. İyiliğe engel olan, haddi aşan ve şüpheye düşüreni. Allah'ın yanına başka bir ilah koyanı atın o şiddetli azabın içine. Arkadaşı der ki, Rabbimiz, ben onu yoldan çıkarmadım, fakat o kendisi derin bir sapkınlık içindeydi. Allah der ki, benim huzurumda tartışmayın, ben size önceden uyarı göndermiştim. Benim katımda söz değişmez ve ben kullara asla zulmetmem. O gün cehenneme doldun mu deriz, o da daha var mı der.
Cennet de sorumluluk bilinciyle davrananlara yaklaştırılır, zaten hiç uzak olmamıştır. İşte size vaat edilen budur denir. Rabbine yönelen, sınırları koruyan herkes için. Görmediği halde merhamet sahibi Allah'a saygı duyan ve yönelmiş bir kalple gelen herkes için. Oraya esenlikle girin, bu sonsuzluk günüdür. Orada onlar için ne dilerlerse vardır ve bizim katımızda daha fazlası da vardır.
Biz onlardan önce kendilerinden daha güçlü olan nice nesilleri helak ettik. Onlar ülkelerde sığınacak yer aradılar. Kurtuluş var mı? Şüphesiz bunda kalbi olan veya hazır bulunup kulak veren herkes için kesin bir öğüt vardır.
Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yarattık ve bize hiçbir yorgunluk dokunmadı. Onların söylediklerine sabret. Güneş doğmadan ve batmadan önce Rabbini överek yücelt. Gecenin bir bölümünde ve secdelerin ardından O'nu yücelt. Seslenenin çok yakın bir yerden sesleneceği o güne kulak ver. O gün o sesi hak olarak duyarlar. İşte bu diriliş günüdür. Kesinlikle biz diriltiriz ve biz öldürürüz. En son dönüş bizedir.
O gün yer onların üzerinden yarılır ve aceleyle çıkarlar. Bu toplanma bizim için çok kolaydır. Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin. Öyleyse benim tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver.
Yanındaki arkadaşı der ki, işte yanımdaki hazır. Atın cehenneme atın her inatçı inkarcıyı. İyiliğe engel olan, haddi aşan ve şüpheye düşüreni. Allah'ın yanına başka bir ilah koyanı atın o şiddetli azabın içine. Arkadaşı der ki, Rabbimiz, ben onu yoldan çıkarmadım, fakat o kendisi derin bir sapkınlık içindeydi. Allah der ki, benim huzurumda tartışmayın, ben size önceden uyarı göndermiştim. Benim katımda söz değişmez ve ben kullara asla zulmetmem. O gün cehenneme doldun mu deriz, o da daha var mı der.
Cennet de sorumluluk bilinciyle davrananlara yaklaştırılır, zaten hiç uzak olmamıştır. İşte size vaat edilen budur denir. Rabbine yönelen, sınırları koruyan herkes için. Görmediği halde merhamet sahibi Allah'a saygı duyan ve yönelmiş bir kalple gelen herkes için. Oraya esenlikle girin, bu sonsuzluk günüdür. Orada onlar için ne dilerlerse vardır ve bizim katımızda daha fazlası da vardır.
Biz onlardan önce kendilerinden daha güçlü olan nice nesilleri helak ettik. Onlar ülkelerde sığınacak yer aradılar. Kurtuluş var mı? Şüphesiz bunda kalbi olan veya hazır bulunup kulak veren herkes için kesin bir öğüt vardır.
Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yarattık ve bize hiçbir yorgunluk dokunmadı. Onların söylediklerine sabret. Güneş doğmadan ve batmadan önce Rabbini överek yücelt. Gecenin bir bölümünde ve secdelerin ardından O'nu yücelt. Seslenenin çok yakın bir yerden sesleneceği o güne kulak ver. O gün o sesi hak olarak duyarlar. İşte bu diriliş günüdür. Kesinlikle biz diriltiriz ve biz öldürürüz. En son dönüş bizedir.
O gün yer onların üzerinden yarılır ve aceleyle çıkarlar. Bu toplanma bizim için çok kolaydır. Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin. Öyleyse benim tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver.
4. Akşam Salatı (Magreb) - 3 Rekat
1. Rekat: Beled Suresi
Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah'ın adıyla.
Andolsun bu şehre. Ki sen bu şehirde yaşıyorsun. Babaya ve doğurduğuna andolsun. Biz insanı zorluklar içinde yarattık. O kendisine kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor? Yığınla mal tükettim der. Onu kimsenin görmediğini mi sanıyor?
Biz ona iki göz vermedik mi? Bir dil ve iki dudak. Ve ona iki yolu göstermedik mi? Fakat o sarp yokuşu aşmaya çabalamadı. Sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. Veya açlık gününde doyurmaktır. Yakınlığı olan bir yetimi. Veya toprağa bulanmış bir yoksulu.
Sonra inananlardan, birbirlerine sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır. İşte onlar erdemli olanlardır. Ayetlerimizi inkar edenler ise bedbaht olanlardır. Onların üzerine kapatılmış bir ateş vardır.
Andolsun bu şehre. Ki sen bu şehirde yaşıyorsun. Babaya ve doğurduğuna andolsun. Biz insanı zorluklar içinde yarattık. O kendisine kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor? Yığınla mal tükettim der. Onu kimsenin görmediğini mi sanıyor?
Biz ona iki göz vermedik mi? Bir dil ve iki dudak. Ve ona iki yolu göstermedik mi? Fakat o sarp yokuşu aşmaya çabalamadı. Sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. Veya açlık gününde doyurmaktır. Yakınlığı olan bir yetimi. Veya toprağa bulanmış bir yoksulu.
Sonra inananlardan, birbirlerine sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır. İşte onlar erdemli olanlardır. Ayetlerimizi inkar edenler ise bedbaht olanlardır. Onların üzerine kapatılmış bir ateş vardır.
2. Rekat: Tarık Suresi
Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah'ın adıyla.
Göğe ve gece gelene andolsun. Gece gelenin ne olduğunu sen nereden bileceksin? O karanlığı delen yıldızdır. Üzerinde bir gözetleyici bulunmayan hiçbir kimse yoktur.
Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın. Atılan bir sudan yaratıldı. Bel ile kaburgalar arasından çıkar. Kesinlikle O'nun onu tekrar diriltmeye gücü yeter. Sırların ortaya döküleceği o gün. Artık onun ne bir gücü vardır ne de bir yardımcısı.
Döngüsel yağmurlara sahip göğe andolsun. Çatlayıp yarılan yere andolsun. Kesinlikle o gerçeği ayırıcı bir sözdür. O bir şaka değildir.
Onlar bir tuzak kuruyorlar. Ben de bir tuzak kuruyorum. Öyleyse o inkar edenlere süre tanı, onlara biraz süre ver.
Göğe ve gece gelene andolsun. Gece gelenin ne olduğunu sen nereden bileceksin? O karanlığı delen yıldızdır. Üzerinde bir gözetleyici bulunmayan hiçbir kimse yoktur.
Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın. Atılan bir sudan yaratıldı. Bel ile kaburgalar arasından çıkar. Kesinlikle O'nun onu tekrar diriltmeye gücü yeter. Sırların ortaya döküleceği o gün. Artık onun ne bir gücü vardır ne de bir yardımcısı.
Döngüsel yağmurlara sahip göğe andolsun. Çatlayıp yarılan yere andolsun. Kesinlikle o gerçeği ayırıcı bir sözdür. O bir şaka değildir.
Onlar bir tuzak kuruyorlar. Ben de bir tuzak kuruyorum. Öyleyse o inkar edenlere süre tanı, onlara biraz süre ver.
3. Rekat: Kamer Suresi (İlk Bölüm)
Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah'ın adıyla.
Saat yaklaştı ve ay yarıldı. Onlar bir ayet görseler yüz çevirirler ve bu süregelen bir büyüdür derler. Yalanladılar ve arzularına uydular. Oysa her işin varacağı bir yer vardır. Andolsun ki onlara içinde caydırıcı uyarılar bulunan haberler gelmiştir. Bu tam bir bilgeliktir, fakat uyarılar onlara fayda sağlamıyor.
Öyleyse sen de onlardan yüz çevir. O çağırıcının görülmemiş korkunç bir şeye çağıracağı gün. Gözleri korkudan yere eğilmiş olarak kabirlerinden çıkarlar. Sanki etrafa yayılan çekirgeler gibidirler. Boyunlarını uzatarak o çağırıcıya doğru koşarlar. İnkar edenler derler ki bu çok zorlu bir gündür.
Onlardan önce Nuh kavmi de yalanlamıştı. Kulumuzu yalanladılar ve o delidir dediler. Ve o çok ağır baskılara uğradı. Sonunda Rabbine seslendi, ben yenik düştüm bana yardım et dedi. Biz de göğün kapılarını boşalan sularla açtık. Ve yeryüzünü pınarlar halinde fışkırttık. Sular önceden belirlenmiş bir iş için birleşti. Onu tahtalardan ve çivilerden yapılmış bir gemide taşıdık. Gözetimimiz altında yüzüyordu. İnkar edilen o kula bir ödül olarak. Andolsun ki biz onu bir ibret olarak bıraktık. Öğüt alan yok mu? Benim azabım ve uyarılarım nasılmış? Andolsun ki biz Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu?
Saat yaklaştı ve ay yarıldı. Onlar bir ayet görseler yüz çevirirler ve bu süregelen bir büyüdür derler. Yalanladılar ve arzularına uydular. Oysa her işin varacağı bir yer vardır. Andolsun ki onlara içinde caydırıcı uyarılar bulunan haberler gelmiştir. Bu tam bir bilgeliktir, fakat uyarılar onlara fayda sağlamıyor.
Öyleyse sen de onlardan yüz çevir. O çağırıcının görülmemiş korkunç bir şeye çağıracağı gün. Gözleri korkudan yere eğilmiş olarak kabirlerinden çıkarlar. Sanki etrafa yayılan çekirgeler gibidirler. Boyunlarını uzatarak o çağırıcıya doğru koşarlar. İnkar edenler derler ki bu çok zorlu bir gündür.
Onlardan önce Nuh kavmi de yalanlamıştı. Kulumuzu yalanladılar ve o delidir dediler. Ve o çok ağır baskılara uğradı. Sonunda Rabbine seslendi, ben yenik düştüm bana yardım et dedi. Biz de göğün kapılarını boşalan sularla açtık. Ve yeryüzünü pınarlar halinde fışkırttık. Sular önceden belirlenmiş bir iş için birleşti. Onu tahtalardan ve çivilerden yapılmış bir gemide taşıdık. Gözetimimiz altında yüzüyordu. İnkar edilen o kula bir ödül olarak. Andolsun ki biz onu bir ibret olarak bıraktık. Öğüt alan yok mu? Benim azabım ve uyarılarım nasılmış? Andolsun ki biz Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu?
5. Yatsı Salatı (İsya) - 4 Rekat
1. Rekat: Kamer Suresi (Son Bölüm)
Ad kavmi de yalanladı. Benim azabım ve uyarılarım nasılmış? Biz onların üzerine kesintisiz bir uğursuzluk gününde dondurucu bir rüzgar gönderdik. İnsanları söküp atıyordu. Sanki kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibiydiler. Benim azabım ve uyarılarım nasılmış? Andolsun ki biz Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu?
Semud kavmi de uyarıları yalanladı. Dediler ki, içimizden bir insana mı uyacağız? O zaman biz kesinlikle sapkınlık ve delilik içinde oluruz. Öğüt aramızdan ona mı verildi? Hayır, o yalancı ve küstahın tekidir dediler. Yarın kimin yalancı ve küstah olduğunu bilecekler. Biz onları sınamak için deveyi gönderiyoruz. Onları gözetle ve sabret. Suyun aralarında paylaştırılacağını onlara bildir. Herkes su içme sırasına uysun. Arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağı kapıp deveyi kesti. Benim azabım ve uyarılarım nasılmış? Biz onların üzerine tek bir çığlık gönderdik. Ağıl sahibinin topladığı kuru çalı çırpı gibi oldular. Andolsun ki biz Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu?
Lut kavmi de uyarıları yalanladı. Biz onların üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Ancak Lut'un ailesini seher vakti kurtardık. Katımızdan bir nimet olarak. Biz şükredenleri işte böyle ödüllendiririz. Lut onları bizim şiddetli yakalamamıza karşı uyarmıştı. Fakat onlar uyarılar hakkında şüpheye düştüler. Onun konuklarına göz koydular. Biz de onların gözlerini silip kör ettik. Azabımı ve uyarılarımı tadın dedik. Sabah erkenden kalıcı bir azap onları yakalayıverdi. Azabımı ve uyarılarımı tadın. Andolsun ki biz Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu?
Firavun ailesine de uyarılar gelmişti. Bütün ayetlerimizi yalanladılar. Biz de onları çok güçlü ve kudretli bir yakalayışla yakaladık. Sizin inkar edenleriniz onlardan daha mı hayırlıdır? Yoksa önceki kitaplarda sizin için bir beraat mi var? Yoksa biz yenilmez bir topluluğuz mu diyorlar? O topluluk yakında hezimete uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklar. Asıl onlara vaat edilen zaman o saattir. O saat çok daha felaket ve çok daha acıdır.
Kesinlikle suçlular sapkınlık ve delilik içindedirler. Yüzüstü ateşe sürüklendikleri gün, Sekar'ın dokunuşunu tadın denir. Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık. Bizim emrimiz sadece tektir, göz açıp kapayıncaya kadar gerçekleşir. Andolsun biz sizin benzerlerinizi helak ettik. Öğüt alan yok mu? Yaptıkları her şey kayıtlardadır. Küçük büyük her şey satır satır yazılmıştır. Sorumluluk bilinciyle davrananlar cennetlerde ve ırmak kıyılarındadırlar. Güç ve kudret sahibi hükümdarın katında, gerçeğin ve huzurun makamında.
Semud kavmi de uyarıları yalanladı. Dediler ki, içimizden bir insana mı uyacağız? O zaman biz kesinlikle sapkınlık ve delilik içinde oluruz. Öğüt aramızdan ona mı verildi? Hayır, o yalancı ve küstahın tekidir dediler. Yarın kimin yalancı ve küstah olduğunu bilecekler. Biz onları sınamak için deveyi gönderiyoruz. Onları gözetle ve sabret. Suyun aralarında paylaştırılacağını onlara bildir. Herkes su içme sırasına uysun. Arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağı kapıp deveyi kesti. Benim azabım ve uyarılarım nasılmış? Biz onların üzerine tek bir çığlık gönderdik. Ağıl sahibinin topladığı kuru çalı çırpı gibi oldular. Andolsun ki biz Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu?
Lut kavmi de uyarıları yalanladı. Biz onların üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Ancak Lut'un ailesini seher vakti kurtardık. Katımızdan bir nimet olarak. Biz şükredenleri işte böyle ödüllendiririz. Lut onları bizim şiddetli yakalamamıza karşı uyarmıştı. Fakat onlar uyarılar hakkında şüpheye düştüler. Onun konuklarına göz koydular. Biz de onların gözlerini silip kör ettik. Azabımı ve uyarılarımı tadın dedik. Sabah erkenden kalıcı bir azap onları yakalayıverdi. Azabımı ve uyarılarımı tadın. Andolsun ki biz Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu?
Firavun ailesine de uyarılar gelmişti. Bütün ayetlerimizi yalanladılar. Biz de onları çok güçlü ve kudretli bir yakalayışla yakaladık. Sizin inkar edenleriniz onlardan daha mı hayırlıdır? Yoksa önceki kitaplarda sizin için bir beraat mi var? Yoksa biz yenilmez bir topluluğuz mu diyorlar? O topluluk yakında hezimete uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklar. Asıl onlara vaat edilen zaman o saattir. O saat çok daha felaket ve çok daha acıdır.
Kesinlikle suçlular sapkınlık ve delilik içindedirler. Yüzüstü ateşe sürüklendikleri gün, Sekar'ın dokunuşunu tadın denir. Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık. Bizim emrimiz sadece tektir, göz açıp kapayıncaya kadar gerçekleşir. Andolsun biz sizin benzerlerinizi helak ettik. Öğüt alan yok mu? Yaptıkları her şey kayıtlardadır. Küçük büyük her şey satır satır yazılmıştır. Sorumluluk bilinciyle davrananlar cennetlerde ve ırmak kıyılarındadırlar. Güç ve kudret sahibi hükümdarın katında, gerçeğin ve huzurun makamında.
2. Rekat: Sad Suresi (İlk Bölüm)
Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah'ın adıyla.
Sad. Öğüt dolu Kur'an'a andolsun. Hayır, inkar edenler bir kibir ve ayrılık içindedirler. Onlardan önce nice nesilleri helak ettik. Feryat ettiler ama artık kurtuluş vakti değildi.
İçlerinden bir uyarıcı geldiğine şaşırdılar. İnkarcılar dedi ki, bu bir büyücü ve yalancıdır. İlahları tek bir ilah mı yaptı? Gerçekten bu çok tuhaf bir şeydir. İçlerinden ileri gelenler yürüdüler. İlahlarınıza sahip çıkın, sizden istenen budur dediler. Biz bunu son dinde de duymadık. Bu uydurmadan başka bir şey değildir.
Öğüt aramızdan ona mı indirildi? Hayır, onlar benim öğüdümden şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar. Yoksa o güçlü ve çok bağışta bulunan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mı? Yoksa göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin egemenliği onların mı? Öyleyse sebeplere sarılıp göğe yükselsinler. Onlar çeşitli gruplardan oluşmuş, şurada bozguna uğratılacak derme çatma bir ordudur.
Onlardan önce Nuh kavmi, Ad ve kazıklar sahibi Firavun da yalanladı. Semud, Lut kavmi ve Eyke halkı da. İşte onlar da o gruplardı. Hepsi rasulleri yalanladı ve azabım hak oldu. Bunlar da sadece bir an bile gecikmeyecek tek bir çığlık bekliyorlar. Rabbimiz, hesap gününden önce payımızı acele ver dediler.
Sad. Öğüt dolu Kur'an'a andolsun. Hayır, inkar edenler bir kibir ve ayrılık içindedirler. Onlardan önce nice nesilleri helak ettik. Feryat ettiler ama artık kurtuluş vakti değildi.
İçlerinden bir uyarıcı geldiğine şaşırdılar. İnkarcılar dedi ki, bu bir büyücü ve yalancıdır. İlahları tek bir ilah mı yaptı? Gerçekten bu çok tuhaf bir şeydir. İçlerinden ileri gelenler yürüdüler. İlahlarınıza sahip çıkın, sizden istenen budur dediler. Biz bunu son dinde de duymadık. Bu uydurmadan başka bir şey değildir.
Öğüt aramızdan ona mı indirildi? Hayır, onlar benim öğüdümden şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar. Yoksa o güçlü ve çok bağışta bulunan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mı? Yoksa göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin egemenliği onların mı? Öyleyse sebeplere sarılıp göğe yükselsinler. Onlar çeşitli gruplardan oluşmuş, şurada bozguna uğratılacak derme çatma bir ordudur.
Onlardan önce Nuh kavmi, Ad ve kazıklar sahibi Firavun da yalanladı. Semud, Lut kavmi ve Eyke halkı da. İşte onlar da o gruplardı. Hepsi rasulleri yalanladı ve azabım hak oldu. Bunlar da sadece bir an bile gecikmeyecek tek bir çığlık bekliyorlar. Rabbimiz, hesap gününden önce payımızı acele ver dediler.
3. Rekat: Sad Suresi (Orta Bölüm)
Onların söylediklerine sabret. Güç sahibi kulumuz Davud'u hatırla. O daima Rabbine yönelirdi. Biz dağları onun emrine verdik. Akşam ve sabah onunla birlikte yüceltirlerdi. Kuşları da toplu halde onun emrine verdik. Hepsi ona yönelmişti. Onun krallığını güçlendirdik. Ona bilgelik ve anlaşmazlıkları çözen kesin söz söyleme yeteneği verdik.
O davacıların haberi sana geldi mi? Hani duvarı aşıp odaya girmişlerdi. Davud'un yanına girdiklerinde onlardan korkmuştu. Korkma dediler, biz iki davacıyız. Birimiz diğerine haksızlık etti. Aramızda adaletle hükmet, haksızlık etme ve bizi doğru yola ilet. Bu benim kardeşimdir, onun doksan dokuz koyunu var, benim ise bir tek koyunum var. Onu da bana ver dedi ve konuşmada bana üstün geldi.
Davud dedi ki, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlık etmiştir. Ortakların çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak inanan ve erdemli davranışlarda bulunanlar hariç, onlar da ne kadar azdır. Davud kendisini sınadığımızı anladı, Rabbinden bağışlanma diledi, secdeye kapandı ve O'na yöneldi. Biz de onu bağışladık. Kesinlikle onun bizim katımızda bir yakınlığı ve güzel bir varış yeri vardır.
Ey Davud, biz seni yeryüzünde bir halife yaptık. İnsanlar arasında hak ile hükmet. Arzulara uyma, yoksa seni Allah'ın yolundan saptırır. Allah'ın yolundan sapanlara, hesap gününü unuttukları için şiddetli bir azap vardır. Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu inkar edenlerin zannıdır. Ateşten dolayı inkar edenlerin vay haline. İnanan ve erdemli davranışlarda bulunanları, yeryüzünde bozgunculuk yapanlarla bir mi tutacağız? Sorumluluk bilinciyle davrananları, günaha batanlarla bir mi tutacağız? Bu sana indirdiğimiz kutsal ve bereketli bir kitaptır. Ayetlerini düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye.
O davacıların haberi sana geldi mi? Hani duvarı aşıp odaya girmişlerdi. Davud'un yanına girdiklerinde onlardan korkmuştu. Korkma dediler, biz iki davacıyız. Birimiz diğerine haksızlık etti. Aramızda adaletle hükmet, haksızlık etme ve bizi doğru yola ilet. Bu benim kardeşimdir, onun doksan dokuz koyunu var, benim ise bir tek koyunum var. Onu da bana ver dedi ve konuşmada bana üstün geldi.
Davud dedi ki, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlık etmiştir. Ortakların çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak inanan ve erdemli davranışlarda bulunanlar hariç, onlar da ne kadar azdır. Davud kendisini sınadığımızı anladı, Rabbinden bağışlanma diledi, secdeye kapandı ve O'na yöneldi. Biz de onu bağışladık. Kesinlikle onun bizim katımızda bir yakınlığı ve güzel bir varış yeri vardır.
Ey Davud, biz seni yeryüzünde bir halife yaptık. İnsanlar arasında hak ile hükmet. Arzulara uyma, yoksa seni Allah'ın yolundan saptırır. Allah'ın yolundan sapanlara, hesap gününü unuttukları için şiddetli bir azap vardır. Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu inkar edenlerin zannıdır. Ateşten dolayı inkar edenlerin vay haline. İnanan ve erdemli davranışlarda bulunanları, yeryüzünde bozgunculuk yapanlarla bir mi tutacağız? Sorumluluk bilinciyle davrananları, günaha batanlarla bir mi tutacağız? Bu sana indirdiğimiz kutsal ve bereketli bir kitaptır. Ayetlerini düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye.
4. Rekat: Sad Suresi (Son Bölüm)
Davud'a Süleyman'ı armağan ettik. O ne güzel bir kuldu. O daima Rabbine yönelirdi. Hani akşamüstü ona duruşu güzel ve safkan koşu atları sunulmuştu. Dedi ki, ben mal sevgisini Rabbimi anmaktan dolayı tercih ettim. Sonunda atlar gözden kayboldu. Onları bana geri getirin dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başladı.
Andolsun biz Süleyman'ı sınadık ve tahtının üzerine bir ceset bıraktık. Sonra o Rabbine yöneldi. Rabbim beni bağışla ve benden sonra kimseye nasip olmayacak bir krallık ver bana dedi. Kesinlikle sen çok bağışta bulunansın. Rüzgarı onun emrine verdik. Onun emriyle istediği yere yumuşakça eserdi. Şeytanları da, her türlü yapı ustasını ve dalgıcı. Ve demir halkalarla birbirine bağlanmış diğerlerini de. İşte bu bizim bağışımızdır. İster ver ister elinde tut, hesapsızdır dedik. Kesinlikle onun bizim katımızda bir yakınlığı ve güzel bir varış yeri vardır.
Kulumuz Eyyub'u da hatırla. Hani Rabbine seslenmişti. Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu demişti. Ayağını yere vur, işte yıkanılacak ve içilecek serin bir su dedik. Ona katımızdan bir rahmet ve temiz akıl sahiplerine bir öğüt olarak ailesini ve onlarla birlikte bir mislini daha bağışladık. Eline bir demet sap al, onunla vur ve yeminini bozma dedik. Biz onu gerçekten sabırlı bulduk. O ne güzel bir kuldu. O daima Rabbine yönelirdi.
Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub'u da hatırla. Biz onları ahiret yurdunu anma özelliğiyle arındırıp seçkin kıldık. Kesinlikle onlar bizim katımızda seçilmiş en hayırlı kimselerdendir. İsmail, Elyesa ve Zülkifl'i de hatırla. Hepsi de en hayırlı kimselerdendir.
Bu bir öğüttür. Sorumluluk bilinciyle davrananlar için kesinlikle güzel bir varış yeri vardır. Kapıları onlara açılmış Adn cennetleri. Orada yaslanarak otururlar, orada birçok meyve ve içecek isterler. Yanlarında bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş yaşıt eşler vardır. Hesap günü için size vaat edilen işte budur. Kesinlikle bu bizim verdiğimiz rızıktır, onun hiç tükenmesi yoktur.
Bu böyledir. Azgınlar için ise kesinlikle kötü bir varış yeri vardır. Cehennem. Oraya girecekler, o ne kötü bir yataktır. İşte bu böyledir, artık onu tatsınlar, kaynar su ve irin. Ve buna benzer daha nice azaplar. Bu sizinle birlikte cehenneme girecek olan gruptur. Onlara rahatlık yoktur. Onlar ateşe girecekler. Derler ki, hayır asıl size rahatlık yoktur. Bunu bizim önümüze siz getirdiniz. Ne kötü bir duraktır. Rabbimiz, bunu bizim önümüze kim getirdiyse onun ateşteki azabını kat kat artır derler. Neden o kötülerden saydığımız adamları burada göremiyoruz derler. Onları alaya alırdık, yoksa gözlerimiz onlardan kaydı mı? Kesinlikle bu haktır, ateş halkının birbiriyle tartışmasıdır.
De ki, ben sadece bir uyarıcıyım. Tek ve karşı konulamaz olan Allah'tan başka ilah yoktur. Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Çok güçlüdür, çok bağışlayıcıdır. De ki, bu çok büyük bir haberdir. Siz ondan yüz çeviriyorsunuz. Onlar aralarında tartışırken benim Yüce Topluluk hakkında hiçbir bilgim yoktu. Bana sadece, benim apaçık bir uyarıcı olduğum vahyediliyor.
Hani Rabbin meleklere demişti ki, ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu biçimlendirip ruhumdan üflediğim zaman hemen ona secdeye kapanın. Meleklerin hepsi birlikte secde ettiler. Sadece İblis hariç. O büyüklük tasladı ve inkar edenlerden oldu. Allah dedi ki, ey İblis, kendi ellerimle yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Büyüklük mü tasladın yoksa çok yücelerden mi oldun? İblis dedi ki, ben ondan daha hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın.
Allah dedi ki, çık oradan, sen artık kovulmuş birisin. Hesap gününe kadar benim lanetim senin üzerinedir. İblis dedi ki, Rabbim, diriltilecekleri güne kadar bana süre ver. Allah dedi ki, sen süre verilenlerdensin. O bilinen vaktin gününe kadar. İblis dedi ki, senin izzetine andolsun ki onların hepsini saptıracağım. Sadece içlerindeki ihlaslı kulların hariç. Allah dedi ki, işte bu haktır ve ben sadece hakkı söylerim. Kesinlikle cehennemi sen ve onlardan sana uyanların hepsiyle dolduracağım.
De ki, ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum ve ben kendiliğinden bir şeyler uyduranlardan da değilim. O, bütün alemler için bir öğütten başka bir şey değildir. Onun haberini bir süre sonra kesinlikle bileceksiniz.
Andolsun biz Süleyman'ı sınadık ve tahtının üzerine bir ceset bıraktık. Sonra o Rabbine yöneldi. Rabbim beni bağışla ve benden sonra kimseye nasip olmayacak bir krallık ver bana dedi. Kesinlikle sen çok bağışta bulunansın. Rüzgarı onun emrine verdik. Onun emriyle istediği yere yumuşakça eserdi. Şeytanları da, her türlü yapı ustasını ve dalgıcı. Ve demir halkalarla birbirine bağlanmış diğerlerini de. İşte bu bizim bağışımızdır. İster ver ister elinde tut, hesapsızdır dedik. Kesinlikle onun bizim katımızda bir yakınlığı ve güzel bir varış yeri vardır.
Kulumuz Eyyub'u da hatırla. Hani Rabbine seslenmişti. Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu demişti. Ayağını yere vur, işte yıkanılacak ve içilecek serin bir su dedik. Ona katımızdan bir rahmet ve temiz akıl sahiplerine bir öğüt olarak ailesini ve onlarla birlikte bir mislini daha bağışladık. Eline bir demet sap al, onunla vur ve yeminini bozma dedik. Biz onu gerçekten sabırlı bulduk. O ne güzel bir kuldu. O daima Rabbine yönelirdi.
Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub'u da hatırla. Biz onları ahiret yurdunu anma özelliğiyle arındırıp seçkin kıldık. Kesinlikle onlar bizim katımızda seçilmiş en hayırlı kimselerdendir. İsmail, Elyesa ve Zülkifl'i de hatırla. Hepsi de en hayırlı kimselerdendir.
Bu bir öğüttür. Sorumluluk bilinciyle davrananlar için kesinlikle güzel bir varış yeri vardır. Kapıları onlara açılmış Adn cennetleri. Orada yaslanarak otururlar, orada birçok meyve ve içecek isterler. Yanlarında bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş yaşıt eşler vardır. Hesap günü için size vaat edilen işte budur. Kesinlikle bu bizim verdiğimiz rızıktır, onun hiç tükenmesi yoktur.
Bu böyledir. Azgınlar için ise kesinlikle kötü bir varış yeri vardır. Cehennem. Oraya girecekler, o ne kötü bir yataktır. İşte bu böyledir, artık onu tatsınlar, kaynar su ve irin. Ve buna benzer daha nice azaplar. Bu sizinle birlikte cehenneme girecek olan gruptur. Onlara rahatlık yoktur. Onlar ateşe girecekler. Derler ki, hayır asıl size rahatlık yoktur. Bunu bizim önümüze siz getirdiniz. Ne kötü bir duraktır. Rabbimiz, bunu bizim önümüze kim getirdiyse onun ateşteki azabını kat kat artır derler. Neden o kötülerden saydığımız adamları burada göremiyoruz derler. Onları alaya alırdık, yoksa gözlerimiz onlardan kaydı mı? Kesinlikle bu haktır, ateş halkının birbiriyle tartışmasıdır.
De ki, ben sadece bir uyarıcıyım. Tek ve karşı konulamaz olan Allah'tan başka ilah yoktur. Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Çok güçlüdür, çok bağışlayıcıdır. De ki, bu çok büyük bir haberdir. Siz ondan yüz çeviriyorsunuz. Onlar aralarında tartışırken benim Yüce Topluluk hakkında hiçbir bilgim yoktu. Bana sadece, benim apaçık bir uyarıcı olduğum vahyediliyor.
Hani Rabbin meleklere demişti ki, ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu biçimlendirip ruhumdan üflediğim zaman hemen ona secdeye kapanın. Meleklerin hepsi birlikte secde ettiler. Sadece İblis hariç. O büyüklük tasladı ve inkar edenlerden oldu. Allah dedi ki, ey İblis, kendi ellerimle yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Büyüklük mü tasladın yoksa çok yücelerden mi oldun? İblis dedi ki, ben ondan daha hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın.
Allah dedi ki, çık oradan, sen artık kovulmuş birisin. Hesap gününe kadar benim lanetim senin üzerinedir. İblis dedi ki, Rabbim, diriltilecekleri güne kadar bana süre ver. Allah dedi ki, sen süre verilenlerdensin. O bilinen vaktin gününe kadar. İblis dedi ki, senin izzetine andolsun ki onların hepsini saptıracağım. Sadece içlerindeki ihlaslı kulların hariç. Allah dedi ki, işte bu haktır ve ben sadece hakkı söylerim. Kesinlikle cehennemi sen ve onlardan sana uyanların hepsiyle dolduracağım.
De ki, ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum ve ben kendiliğinden bir şeyler uyduranlardan da değilim. O, bütün alemler için bir öğütten başka bir şey değildir. Onun haberini bir süre sonra kesinlikle bileceksiniz.
Comments
Post a Comment